Cumartesi, Temmuz 29, 2006

Mesaj

Iki gun once aldigim bir maili paylasmak istiyorum sizlerle.

Merhaba Hanife hanım,

Soya konusuyla ilgili bir internet taraması yaparken
tanıştım sitenizle. Mesleğinizi bilmiyorum ama ne
olursa olsun, soya ile ilgili düşünceleriniz ve
çabalarınız nedeniyle sizi kutlamak istedim.

25 yıldır soya üzerinde çalışan bir Zir. Müh. ve soya
ıslahçısı olarak, soyalı ürünlerin insanımızca giderek
daha fazla tanınıyor ve tüketiliyor oluşundan büyük
bir mutluluk duymaktayım. Kullanım alanlarının
ülkemizde de giderek yaygınlaşması sevindiriyor beni.
Umarım gelecekte daha fazla soyalı ürünle tanışırız.

Yalnız, transgenik ürünlerin piyasada giderek artan
oranlarda yer alması, siz ve diğer soya severlerin
soya kullanımlarını kısıtlamakta. Mesajlar
okunduğunda, transgenik olma şüphesiyle soyaya duyulan
ürkme kolayca anlaşılıyor.Ekolojik ürünler ülkemiz
için yeni bir alan ve soyadaki uygulaması ise daha da
yeni. Bu nedenle insanlar soyalı ürünlere biraz
çekinerek yaklaşıyor demek abartı olmaz herhalde.

Sağlık için soya tüketmek isteyenler, içlerine sinecek
doğallıkta üretilmiş ürünü bulamayınca, vazgeçmeyi
yeğliyorlar. Bir kamu çalışanı olarak, soya ıslahı
üzerinde çalışıp, yeni çeşitler geliştirmeye
çalışırken, siz soya severlerin soya tüketimlerini
gönül rahatlığı içerisinde yapabilmeleri için de bir
şeyler yapmak gereğine inanarak; son 3-4 yıldır, ilaç
ve kimyasal gübre kullanmadan ürettiğim yemeklik
soyalardan isteyenlere ulaştırıyorum.

Böylesine idealistçe bir yaklaşımda para kazanma
düşüncesi de söz konusu olmadığından; piyasa
fiyatlarına göre 4-5 kat daha ucuza (yerli üretim
soyamızın kilosunu KDV haric 60 Ykr'dan) satıyoruz.
Kargo firması ile de anlaşmalı olduğumuzdan, normalden
3-4 kat daha uygun fiyatlarla adresinize iletiyorlar.

Siz veya siteniz vasıtasıyla soyaya ilgisini belirten
hanım dostlarınızın soya taleplerini seve seve
karşılarız. İsteklilerin bana annazlican@yahoo.com
adresinden ulaşması durumunda, tohum ve soyalı
bilgiler konusunda her türlü yardımı yapabilirim.
Ayrıca, değişik sitelerde yayınlattığım bir kaç soyalı
yemek tarifini de size iletebilirim.

Google'dan adımı yazarak soyalı makalelerime
ulaşabileceğinizi de eklemek istiyorum. Bugünlerde
üzerinde çalıştığım ve tamamen soya ile ilgili olacak
bir sitenin hazırlığını bitirdiğimde onun adresini de
sizlere duyururum.

Sağlıklı günler dileğiyle, selamlar.

Ahmet Nedim Nazlıcan
Ziraat Yük. Müh.

14 yorum:

  1. merhaba, çok büyük bir gazete geçen yıldı sanıyorum, soyanın kanser tetikçisi olduğuna dair çok geniş bir makale yayınlamıştı.
    selamlar.esin

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Esin,
    Saniyorum okudugun yazi GDO turu urunler icindir. Cunku ekolojik olarak uretilmis soyanin yarari cok fazla. Cin ve Uzakdoguda yuzyillardir bu urunu neredeyse ana yemek olarak tuketiyorlar ve ozellikle kalp hastaliklari ve kanserde en dusuk oran o ulkelerde.
    Okudugun yaziyi merak ettim, gazetenin ismi neydi??

    YanıtlaSil
  3. Selamlar,
    Öncelikle yazınız için teşekkürler.
    Lütfen yazacaklarımı yanlış değerlendirme yapmayınız.Ben sadece
    duyduklarımı sizlerle bu konu üzerinde paylaşmak istedim.


    Bir yakınımız İstanbul'da devlet hastahanelerinin birinde Prof.
    Bundan yaklaşık 15 gün önce hafta sonu bize uğradığında,soya yağını asla ve asla tüketmeyin diye bizi uyardı.

    Uluslararası Tıp kongresi varmış
    ordaki panel konusu kanserojen yapan ve tetikleyen gıda maddeleri.

    Sadece ve sadece soya yağından uzak durmamızı ve artık bundan sonrada gönül rahatlığı ile tereyağı tüketebileceğimizi açıklıkla vurgulamıştı.

    Bence bu demek değildir ki, herşeyi
    tereyağı ile yapıp kilolarca yağ tüketelim.

    Ben bu duyumları sizlere aktarmak
    istedim.Umarım sizleri kırmamışımdır.(veya özür dilerim)

    Güzel günler ve iyi haftalar,sağlık ve mutluluk dolu
    tüm sevdiklerinizle geçirmeniz dileği ile...


    Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Damak Tadi,
    Soya yagi hakkinda cok fazla bilgiye sahip degilim. Tijen HAnimdan ogrendigim bilgiye gore soya yagi diger sebze yaglari gibi rafine ediliyor ve hicbir besin maddesi icermiyor. Ayrica Turkiye'de soya yaglari ithal soyalarla yapiliyormus.Ozellikle Abd ve Kanada'da transgenik urunlerin uretimi cok daha yayginmis.
    Ama tamamen oraginik ya da yari organik soya fasulyesi ve urunleri ayni tehlikeyi tasimiyor, Ahmet Bey bu yayzinda bunu belirtiyor zaten. Saglikli bir besini dogru sartlarda uretip urunun tuketiciye ucuz yolla ulasmasi icin calisiyor.

    YanıtlaSil
  5. Merhabalar:) bu soya konusuyla alakasiz ama alttaki postla alakadar, belki isinize yarar diye dusundum: http://nagice.blogspot.com/2006/08/dikkat-dikkati-imkani.html

    sevgilerr:) ege'ye de opucukler:)

    YanıtlaSil
  6. Ilgin icin cok tesekkurler Burcu. Ama Istanbul disinda katilim olmuyormus ne yazik ki..
    Cok sagol..

    YanıtlaSil
  7. Ahmet Nedim Nazlican3:47 ÖS, Ağustos 02, 2006

    Merhaba Hanife hanim,

    Soya konulu mesajima sitenizde yer verdiginiz icin cok
    tesekkur ederim. Bu yolla diger soya severlere de
    ulasirim belki. Mesaja yorum yazanlara cevap vermek
    icin uzun uzun yazarak dun sabah bir girisimde
    bulundum ancak araziye cikacagim diye acele edince bir
    hata yaptim sanirim ve bilgisayarin kafasi karisti
    ki,basarili olamadim. Bugun yeniden yazip yollamayi
    deniyorum. Bu nedenle cevabimi normal e-mail olarak
    yolluyorum. Az sonra tekrar yorum olarak yollamayi da
    deneyecegim. Basarili bir gonderme yapamazsam eger,
    ilk mesajda oldugu gibi bunu da yine ana sayfada
    verebilir misiniz?

    Gerci siz de bazi cevaplar vermissiniz ama ben
    yillardir bu tur yazilarla bolca karsilasiyorum.
    Ulkemizde soyayla ilgilenen uzman sayisi fazla
    olmadigi gibi, fazla bir soya tanitimi da yok. Ugrasip
    didinerek birilerine yeni bilgileri ulastirip soyayi
    sevdirmeye calissam da, bazen bir gazete haberi veya
    bir doktorun iddiasiyla soya hakkinda olumsuz
    izlenimlere kapilan soya dostlarinin soyadan urkmus
    ruh halini yansitan mesajlariyla karsilasirim. Tekrar
    ikna etmek oldukca zor olur. Bir kere guven
    zedelenmeye gorsun.

    Sizin de dediginiz gibi, ozellikle kanser yapici
    etkisi vardir diyenlere verilecek en guzel ornek her
    zaman icin uzak doguyu gostermek olmustur. Dunya
    Saglik Orgutu rakamlari en az kanser vakalarina uzak
    doguda rastlandigini soyledigine gore, soyayi
    bilincsizce kotuleyenlerin bilimsel bir dayanaklari
    olmasa gerek.

    Gecenlerde, Hurriyet’teki kosesinde soyaya tam sayfa
    yer veren Prof. Dr. O.Muftuoglu, dunyanin en uzun
    omurlu insanlarinin yasadigi Okinawa adasindaki
    insanlarin soyali menulerle nasil saglikli
    kaldiklarini ozetlemisti. Ama yine de en muhalif kesim
    hep doktorlar oluyor. Ille de zeytinyagi deyip
    duruyorlar. Zeytinyagina kimsenin olumsuz bir sey
    dedigi yok ama yuksek fiyatlariyla sanki herkes bolca
    alip tuketebilecekmis gibi dusunuyorlar. Onda bile
    sizma zeytinyagini oneriyorlar ve digerlerini daha az
    kaliteli buluyorlar. Son donemlerde omega-3 ve 6 diye
    tutturdular. Zeytinyaginda bu yag asitleri var mi?
    Yok! Olmasa bile zeytinyagi kaliteli ve vazgecilmez!
    Balik, keten ve cevizde omega-3 bol ama onlar da ya
    cok pahali veya ketende oldugu gibi uretimi az. Peki
    omegası bol ve en ucuz urunlerden biri olan soyaya ne
    olmus? Olmaz o kotu, ve zararli. Sanki zehirli!

    Cukurova’da zehirli yilan yastigi bitkisi bile
    pisirilip yenir, yakici maddeler barindiran isirgan
    bastaci edilir ama soya basbelasi! Bunlar boyledir.
    1000 yil once pirleri Ibni Sina yazdigi kitabiyla uzun
    asirlar boyunca batili ulkelerin tip fakultelerinde
    ders olarak okutulmus ama bizim doktorlar ille de
    klasik Tip diye direniyorlar. Zaten egitimini
    almadiklari alternatif Tip konusunda da soguk
    duruyorlar. Dr. Mehmet Oz gibi beslenmeyi one cikaran
    ama biraz da medyatik olan doktorlara da hemen tepki
    gosteriyorlar.

    Yazilacak cok sey var aslinda ama sizleri uzun yazarak
    yormak istemiyorum. Yorumlari ekleyen dostlar bana ilk
    mesajimda verdigim adresten ayrica ulasirlarsa onlarla
    daha uzun olarak yazisabilirim. Bir de okuduklari
    gazete haberinin veya doktor iddiasinin daha ayrintili
    halini yansitirlarsa ben de daha fazla yardimci
    olabilirim.

    Sut ve yumurtaninkine yakin degerlerdeki proteiniyle
    bir doga harikasi olan soyanin (miktar olarak da
    onlardan cok fazladir. Cunku sutte %4 olan protein
    orani soyada %40’dir.) hakki niye yenilir bilinmez.
    Bizdeki doktorlarin ozel bir calismasi da yok soya
    konusunda. Literatur bilgisindaki olumsuz haberlere
    sarilip kotuluyorlar. O zaman diger bitkiler icin de
    ayni yolu tutun dense de dinleyen yok. Allahin
    soyasina bunca tepki niye, anlayamiyorum.

    Rafine islemi sirasinda bazi olumsuzluklar oluyorsa bu
    soyanin sucu degil ki? Metotlari bulup kullanan
    insanoglu. Sagliklisini uretmiyorsa bitkiyi niye
    kotuleyelim. Iste, transgenik urunler de boyle. Artik
    pek cok urunde bu metot kullanilmaya baslandi. Ama
    uretimi kolay ve miktari cok oldugundan soyanin adi on
    planda. Yoksa bir cok urun artik transgenik olarak
    uretiliyor.

    Benim gibi transgenige direnenlerin yaptigi ne? Uzun
    yillarini verip, klasik melezleme yoluyla cesit
    cikarip, insanlarin saglikli bicimde kullanmalarini
    saglamak. Ama bir uyduruk gazete haberi uykulari
    kacirip, onca emegi yerle bir ediyor.

    ABD’de calisan Prof. Dr. M.Fatih Uckun’un en fazla
    soyada bulunan mucizevi Genistein maddesinden kanser
    ilaci uretme cabalarini duyuran da ayni gazeteler,
    soya kanser yapiyor diyen de. Arada kalanlarsa, okuyup
    etkilenenler oluyor. Ben ne diyeyim ki bu
    sorumsuzluga.

    Tapulu malimmis gibi, yillardir soya diye kendimi
    paralamanin karsiligini hep, en ufak bir olumsuz
    haberin mujdesi seklinde almaya alisik oldugumdan pek
    etkilenmiyorum artik ama soya dostlari icin ayni sey
    soz konusu degil. Onlar uzuluyor, urkuyor ve soyadan
    uzaklasiyorlar. Yazik ediliyor dogrusu.

    Ben ve cevrem uzun yillardir soyayi tuketip duruyoruz.
    Bu pek bilimsel olmayacak ama henuz cevremde soya
    kaynakli bir rahatsizlik cekeni duymadim. Aksine bolca
    soya tukettigi icin menopoz donemini daha zahmetsiz
    olarak atlatan hanimlarin tesekkurunu aliyorum.
    Isteyenler doktorlarin sozuyle soyaya kusup,
    hayatlarini soyasiz da devam ettirebilirler. Isteyen
    de doganin en harika cocuklarindan biri olan soya ile
    yasamaya devam eder. Varsin yagini da tuketmesinler.
    Tohumlarini baklagiller gibi yesinler, filizini,
    sutunu, peynirini yesinler. Soyali urun mu yok!

    Zeytinyagi ve tereyagi tuketenler ise kanser ve kalp
    hastasi olmadan mutluluk icin de yasayip gitsinler. En
    ufak bahaneyi hemen soya gibi, savunani fazla olmayan
    gariplerin ustune atanlarin bol oldugu bir yerde,
    insan fazla israrci da olamiyor. Zaten meslegim geregi
    de saglik konularinda ahkam kesecek degilim. Bence
    herkes kendi vicdaniyla hareket etmeli.

    Hanife hanim,

    Bir de gecen mesajimdaki hatali bir cumleyi duzeltmek
    istiyorum. Agiz aliskanligiyla soyanin satis fiyatina
    KDV dahil 60 Ykr demisim. Dogrusu KDV haric olacakti.
    Ya da KDV’li fiyati 65 YKR. 5 kurusluk fark icin
    sonradan yalanci cikmak istemem. Hatali yazi icin ozur
    dilerim. Duzeltilmis haliyle yine sayfanizda yer
    verirseniz, sevinirim. Bir sonraki mesajimda da size
    Kanada'daki bazi soya ureticilerinin adreslerini
    iletecegim.

    Saglikli gunler dilegiyle, selamlar.

    Ahmet Nedim Nazlican

    YanıtlaSil
  8. hanife'cigim,
    ahmet nedim bey çok sevip saydigim, hiç görüsemesek de dost belledigim bir güzel insandir. soya konusunda onun kadar çaba gösteren, çalisan kaç kisi var türkiye'de bilmiyorum. bütün bilgileri de derler. eminim bir tip doktorundan daha fazla bilgi sahibidir bu konuda.
    ben de ondan çok sey ögrenmisimdir. soyayi oldugu gibi kullanmayi seviyorum ben. her seyi en dogal haliyle tüketmek en güzeli degil mi zaten? soya eti veya kiymasi yahut yagi yerine soyanin kendisi, sütü, peyniri veya filizi bence en güzel kullanim sekli. dogal yollarla üretildikten sonra çok da saglikli olduguna inaniyorum. yanliz her seyde oldugu gibi bunda da ölçü önemli. yani dengeli beslenme kanunlarina uymak lazim derim. sana ve ege'ne (tabii sevgili esine de) sevgiler iletiyorum canim.
    tijen

    YanıtlaSil
  9. Tijen'cigim,
    Ben oncelikle senden, sonra Ahmet Bey'den cok sey ogrendim soya ve transgenik urunler hakkinda. Sizler gibi hicbir cikar gozetmeden bu bilgileri paylasan, daha cok bilinclenmemizi saglayan insanlara binlerce kere tesekkur ediyorum kendi adima..
    Sagolsun burada alabilecegim guvenilir markalari da paylasti benimle Ahmet Bey, cunku transgenik urunlerin en yogun kulanildigi ulkelerden birinde yasiyorum. Gonul rahatligiyla yiyeckeleri alabilmek cok onemli, ozellikle herseyin yapayinin oldugu zamanda.
    Tesekkurler Tijen..

    YanıtlaSil
  10. lütfen www.beslenmebulteni.com u inceleyin, soyayla ve diğer konularla ilgili. Koskoca Prof. den daha iyi bilemeyiz herhalde.

    YanıtlaSil
  11. Ahmet Nedim Nazlican6:13 ÖÖ, Ağustos 07, 2006

    Esin hanim,

    Ne soylersek soyleyelim, soya hakkindaki olumsuz
    haberlerden etkilenip, kisa notlarla diger okuyuculara
    da bu olumsuz etkiyi tasiyorsunuz.

    "Koskoca profesorden daha mi iyi bilecegiz?"
    diyorsunuz. Zaten boyle diye diye memleketi bu hale
    getirdik. Kim bilginin tapusunu eline almis ki?
    Eskiden normal insanlarin cogu; bilgiye ulasmalari
    kolay olmadigindan, bilim ve egitim dunyasindaki
    hocalarimizin elindeki bilgilere guvenir, onlardan
    etkilenip, sizinki gibi "koskoca" iltifatlariyla
    anardi onlari. Gunumuzde artik bunun onemi kalmadi.
    Herkes ayni bilgilere kolayca ulasabiliyor cunku.

    Bahsettiginiz siteyle daha onceden tanismis ve ilgili
    hocayla uzun uzun hararetli tartismalar yapmistim.
    Kendisi bir soya uzmani da degil. Pek cok doktor gibi
    batili kaynaklardan elde edilmis calismalardan
    yararlaniyor onlar da bizler gibi.

    Acaba bu hocalar, omru boyunca bir tek soya bitkisini
    eliyle tutmuslar mi, hadi onemli degil deyip onu
    gecelim; 50 gr soya tohumunu avuc icinde evirip
    cevirip incelemis ve onu laboratuvarlarinda test
    etmisler mi? Hayir !!!!!! Yani bizden farkli olarak
    kendilerinin de yaptigi ozel bir calisma yok.

    Yapilan hep, baska ulkelerin universitelerinde
    uretilmis ama ozellikle soya aleyhinde sonuclar vermis
    arayip durmak. Bizler de ayni sekilde bilim
    cevrelerinin yaptigi calismalardan yararlaniyoruz ama
    bitkilere boylesine dusmanca yaklasmadan, o bitkiden
    etkilenmesi muhtemel insanlara uyarilar yaparak olayi
    ozetliyoruz.

    Ornegin; sizi ari sokmasi durumunda bir alerji soz
    konusu degilse, size niye felaket abartisiyla, "aridan
    kacin, dikkat edin" diyeyim. Ama bu tur alerjisi
    olanlara surekli bu hatirlatmalari yapmamiz lazim.
    Bitki alerjileri veya olumsuzluklari icin de ayni
    durum soz konusu. Bazi insanlar ve ozellikle cocuklar
    inek sutune, yerfistigina ya da bugday glutenine
    alerjiktir. Butun insanlara bu urunleri kotuluyor
    muyuz? Ýste, soya dusmanlarinin yaptigi tam olarak bu!
    Herkesi icine katarak felaket senaryolari ciziyorlar.
    Ustelik de her biri ayri telden calip duruyor. Sanki
    bizim insanimiz soyayi dogru durust tuketiyor da,
    beyefendilerin abartili ikazlarini hak ettirecek
    kadarlik bir karalama kampanyasi hakli olsun.

    O siteyi incelerseniz, yukaridan asagiya inip duran
    makale isimleri arasinda benim, "Transgenik urunlere
    hayir!" yazimi da gorursunuz. Bas kisminda da ayni
    hoca, soya konusunda benimle anlasamasa da, trasngenik
    yazimin mutlaka okunmasi gerektigini belirtmis. Yani,
    soya konusunda 25 yillik uzmanligimiza dayanarak bazi
    onerilerde bulunuyorsak, "bos gezenin bos kalfasi da
    degiliz."
    Sizlerin soya tuketmesinin bana ne faydasi olacak? Ben
    tuccar degil, kamuda calisan bir arastirmaciyim.

    Ayrica, soyanin pek cok kullanim sekli var. Tijen
    hanimin da onerdigi gibi, evde de soyayi dogrudan
    yemek olarak pisirebilir, sutu veya peynirini
    tuketebilirsiniz.

    "Koskoca" profesorlerden etkilenip, hayatiniz boyunca
    soyayi agzina surmeyebilirsiniz de. Asirlardir bizim
    insanimiz zaten soya yememisti, tipki 150 yil oncesine
    kadar domates veya patatesi de tanimadigi icin
    yemedigi gibi. Kimse kimseyi zorlamiyor ve hatta
    herkese yetecek kadar soya uretimimiz de yok aslinda.

    Inanin bu konuda ozgursunuz. Size zorla soya
    yollayacak veya soya yiyin diyecek degilim. Doga
    ananin cocuklari olan bitkilerden bu kadar kolayca
    zarar gelecegine inanmak, doga anaya da inancsizliktir
    aslinda. Onu zararli hale sokanin tamamen insanoglu
    oldugunu dusunurseniz, gidalari dogal halde tuketerek
    olumsuzluklardan da kurtulabilirsiniz belki.

    Neyse daha uzun yazip da sizleri yormayayim. Soya
    denince biraz hararet yaptigim dogru. Yorumlarimin
    uzunlugu nedeniyle Hanife hanimdan da ozur diliyorum.
    Tijen hanima da hakkimdaki guzel sozleri icin tesekkur
    ediyorum. Umarim soyayla dostluklari daha uzun yillar
    surer.

    Saglikli gunler dilegiyle,selamlar.

    YanıtlaSil
  12. tabiki özgürüm, öyküleme yöntemleri kullanarak çokta (çoğunlukla)bilimsel olmayan YAKLAŞIMLARINIZ VAR. (omru boyunca bir tek soya bitkisini
    eliyle tutmuslar mi...),TAVRINIZ KÜSTAHÇA VE TİCARİ GELECEK KAYGILARI TAŞIYORSUNUZ.Üzgünüm beni ikna edemediniz. Evet koskoca hoca, çünkü akademik kariyer öyle kolay değil beyefendi, haddinizi aşmayın. Değerli hocamı hiç tanımıyorum. Sadece internette makalekerini okudum. Son derece mantıklı. Ben de makine mühendisiyim, cahil değilim.Lütfen saygılı olun. Hikayelerle insanları yanıltmayın. Artık muhatap olmayacağım.

    YanıtlaSil
  13. Bilim somuttur Ahmet beyefendi, hipotezlerden bahsetmiyoruz. Bilginin de tapusu vardır. Edison un ampulü bulması gibi. Sizin bilgilerinizin tapusu olmayabilir, yazdıklarınıza bakılırsa, özellikle örneklerinize ! çoğu hipotez boyutunda kalmış, bilimselleşmemiş. Net anlatabiliyor muyum? Hanife cim özür dilerim. Sosyal sorumluluk taşıdığım için paylaşmak istedim. Artık muhatap olmayacağım. Güzel insanımıza sağlıklı günler. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  14. Ahmet Nedim Nazlican5:29 ÖÖ, Ağustos 11, 2006

    Merhaba Hanife hanım,

    Sayfanızı bu kadar meşgul ettiğim ve belki de kişisel çekişmelere yol açtığım için sizden özür diliyorum. Soyayı tanıtma amaçlı bir yazının, gerginliğe sebep olacağını tahmin etmem imkansızdı.

    Size ilk yolladığım mesajda, iyi niyetli bir yaklaşımla, soyanın sağlık için öneminden hareket ederek, sayfanıza konuk olan hanımlara soya konusunda yardımcı olacak bilgileri ve soya tohumunu sağlayabileceğimi bildirmek için yazmıştım.

    Oysa, daha ikinci mesajında satırlarıma muhatap olmaktan vazgeçen bir hanımefendi (nedense, dayanamayıp 6 dakika arayla üçüncü bir mesajı yollamaktan da alıkoyamamış kendini), bu tartışmayı durduk yerde ve kendi bilgisini öne sürerek değil ama 3. bir kişiyi önererek başlatmış; emeğe ve iyi niyete saldırı şeklindeki, o bir satırlık mesajına tepki gösterince de, bir hanımdan almaya alışık olmadığımız sertlik ve tuhaflıkta bir cevap yazarak gerilimi tırmandırmıştı.

    Böyle durumlarda hemen cevap vererek öfkemi yansıtmak yerine, bir iki gün sakince düşünüp yine sakin bir cevap vermeyi yeğlerim. Arazi işlerimin getirdiği beden yorgunluğunun da etkisiyle, bu seferlik biraz gecikmeyle cevap yazmak zorunda kaldım.

    Bu hanım arkadaşınız muhatap olmak istemediğine göre ben de onu muhatap görmeden, bir kereliğine de olsa doğrudan size yazmayı uygun buldum. Eğer topluma açık bir sitenin sayfalarında olmasaydık, bu mesajı da yazmak istemezdim. Ancak, yapılan haksız ithamları da cevaplayarak diğer okuyanların yanlış izlenimlere kapılmasını önlemek istedim.

    Bir makine mühendisi olarak, hiç üstüne vazife olmadığı halde, bir bitkinin özellikleri ve beslenmedeki önemi üzerinde görüş belirtmeyi içine sindirebilmek ama o bitki üzerinde ülkemizde en fazla emek sarf etmiş bir Ziraat Mühendisinin eleştiriler yöneltmesini haddini aşma olarak değerlendirmek nasıl bir insafsızlıktır, anlamak mümkün değil? Asıl haddini aşmak bu değil midir? Ben tabii ki makine konusunda değil ama uzmanı olduğum soya konusunda bildiklerimi serbestçe söyleyeceğim.

    Aksine; tanımadığı halde, sitedeki yazısını ilk okumasıyla etkilenip savunma durumunda kaldığı hocası bir bitki uzmanı mıdır? Hayır? Bitkilerle ilgili özel çalışmalar mı yapmaktadır? Yine hayır? Beslenmeyle ilgili olarak bitkilerin önemini, o da bizler gibi, değişik internet sitelerinden veya bilimsel dergilerden yararlanarak hazırlamaktadır. Tek farkla ki; özellikle soyayla ilgili herhangi bir olumlu haberi bile görmezden gelerek, sadece kötü yönlerini ortaya koyan olumsuz haberlere kucak açarak…. Bunu hocanın kendisiyle de bolca tartıştığımdan burada rahatça yazıyorum.

    Pek çok kalp-damar hastalıkları uzmanı kardiyoloğun inatla kırmızı eti ve yağı azaltın önerilerine rağmen, inadına “bol bol et ve tereyağı yiyin” diyen bu çocuk hastalıkları ve beslenme uzmanının, mantığa ters iddialarını böylesine ısrarla dile getirmesine denilecek bir şey yok mudur? Taş devrinde bol bol gezdiği ve dağlarda yemlendiği için ancak %5-6 yağ oranına sahip inek veya koyunların yerini, bugün çiftliklerde “durduğu yerde beslensin ve enerji harcamadan kısa sürede et bağlasın” diye özel yemlerle beslenen ve % 20-30 yağ oranına sahip hayvanların aldığı iyi biliniyor. Sanırım bu nedenle de ilgili hoca, insanlara; “yemlenen değil, çayırlarda beslenen ineğin etini tercih edin” derken, büyük şehirlerde yaşayan milyonların, market veya kasaplarda bunu sormaları durumunda ne cevap alacaklarını da kestiriyor mu acaba? Milyonlarca insanın, Heidi çizgi filmindeki gibi özgür keçileri bulabileceğini mi sanıyor acaba? Para kazanma hırsıyla, geliri uygunsa hemen yem almaya koşan hangi günümüz üreticisi, taş devri saflığına sahiptir acaba, düşünülmeye değmez mi? Yapılan önerilerin mantıklılığı, piyasada onun kolayca uygulanabilirliği ile de orantılı değil midir? Eski yerli filmlerimizde konu edilen, zatürre olmuş fakir insanlara, ilaç niyetine pirzola yiyin demekten farkı nedir ki bunun? Kaç insan sağlıklı beslenmiş et bulacak? Peki, yediği bol et, yağ ve sakatatlarla, aşırı kolesterol yüksekliği ve kalp hastalıkları nedeniyle aramızdan ayrılacak insanların vebalini kim taşıyacaktır?

    Mantıklı denen iddiaları iyice inceleyince daha neler çıkabilir belki. Bu durumda ne yapacaktım yani? 25 yıldır üzerinde çalıştığım soya hakkında pek çok kaynaktan derlediğim bilgileri bir tarafa bırakıp, önerilen hocanın sitesindeki bilgilere mi teslim olacaktım? Böyle bilim olur mu? İlgili hocayla bir süre önce bir çok hararetli tartışma yaptım. O bile bu kadar öfkelenmemiş, aksine sakin bir tavırla ve yorulmadan uzun uzun cevaplarla ikna yoluna gitmişken; bu hanım arkadaşınızın tepkisini anlamak mümkün değil doğrusu.

    Birisi çıkıp, "hocaların dediği en doğrudur" deyince hemen sus pus mu olunacak. Hiç eleştirilmeyecek, tepki gösterilmeyecek mi? Bilimde bunun yeri var mıdır? Sonra bunu iddia etmeye kimin hakkı vardır? Bugün bir çok üniversite hocası özeleştiriler yaparak raporlar hazırlamakta ve üniversite eğitiminin ülkemizde lise seviyesine kadar indiğini kabul etmektedir. Aynı şekilde, intihal(aşırma, bilimsel hırsızlık) yoluyla tez veya kitap hazırlamaktan tutun da, hatır gönül ilişkisiyle akademik ilerlemelerin yapıldığı pek çok örnek sergilenmekte ve YÖK bazı hocalara ceza bile vermektedir. Gazetelerde pek çok haber çıkmaktadır bu yönde. Yani bu konuda da kalitede epeyce düşme olmuştur. Bu satırlar tabii ki, hakkıyla ve zorlu çalışmaları gerçekleştirerek akademik kariyerini yükselten idealist hocalara zarar vermez. Onları hepimiz takdir ediyoruz. Ancak, genel bir kalitesizliğin olduğunu kabul etmek zorundayız.

    Ayrıca, beslenme ve tarım konusunda ve de soya gibi özel bir alanda, söylenenlerin doğruluğunu tespit edecek jüri, makina mühendislerinin eline mi kalacak acaba? Biz bir makina veya motorla ilgili ahkam kessek, kendileri hemen bizleri kendi konu uzmanlarının hakemliğine davet etmeyecek mi? Asıl o zaman haddimizi aşmakla suçlamayacak mı? Bu ülkede kim soyayla ilgilense, bir şekilde bana ulaşmakta ve yardım istemekte. Bu hanım mutlu olsun diye, şimdi ben bu bilirkişilikten vaz mı geçeyim dersiniz? Yazdığı sitedeki hocaya mı havale edeyim yoksa başvuruları?

    Eline tohum almamış derken tabii ki bir vurgu yapıyordum. Anlatmak istediğim, bu iddiaların sanıldığı gibi orijinal olmadığıyla ilgiliydi. Pek çok gazete haberiyle de, olumlu veya olumsuz bilgilere ulaşmak mümkün artık. Benim demek istediğim; ülkemizdeki hocaların neredeyse tamamı soya konulu özel bir çalışma yapmamakta, bu tür bilgileri onlar da herkes gibi, dış kaynaklardan hazır almaktadır. O zaman bu hocaların özel önemi nerden gelmektedir?
    Körü körüne, neden her denilene şapka çıkaralım?

    Efendim, bilginin tapusu olurmuş? Nasıl olur? Bir kere ampul bilgi değil, o yolla elde edilmiş bir üründür. Ürünün tapusu, mucidi olur? Örneğin; ampulü bulan Edison; elektrik konusuna girmesinden 36 yıl önce 1831’de, ünlü İngiliz kimyager Faraday’ın bulduğu dinamo ile elektrik akımını depo etmesinden ve 1860’larda deniz fenerleri ile sokak aydınlatmalarında kullanılmasından yararlanmıştır. Faraday’ın 2 ciltlik “Elektrik Konusunda Deneysel Araştırmalar” adlı kitabı uzun yıllar boyunca telgraf üzerinde çalışan Edison’un rehber kitabı olmuş ve o kitaptaki bilgilerden bolca yararlanarak, 1879’da ilk ampulün patentini almıştır. Ya Faraday? O da yanında uzun yıllar asistanlık yaptığı ünlü kimyager hocası Davy’den etkilenmiştir. Demek ki bilginin tapusu yoktur ve her gelen onun üzerine yeni bir şeyleri ekleyerek teknolojiyi bugünkü haline getirmiştir. Belki Davy’de daha öncekilerden çok şey kapmıştır. Genetik bilimi ve diğerleri de, hep bu halka halka eklenen bilgi kırıntılarıyla bugünkü haline gelmemiş midir?

    Bir de benim ticari kaygılar içinde olduğumu tahmin etmiş. İnsan parayı düşünse, ekolojik şartlara yakın özellikte ürettiği ürününü, piyasanın 4-5 kat daha ucuzuna mı sattırır? Sürümden kazanmayı düşünürse de benim yaptığım gibi 1-2 tonla mı uğraşır, yoksa yüzlerce ton mu üretir? El insaf yani!

    Neyse konuyu daha fazla uzatmayayım. Bu haliyle bile yeterince uzun oldu zaten. Umarım okuyanları yormam. O hanıma da, olayı daha fazla uzatmamak için, bu mesajı da muhatap almamasını ama en azından soya konusunda benim sahama girerek ahkam kesmemesini öneriyorum.

    Kendisi isterse, hayatının kalanını soyasız geçirmeye devam edebilir. Benim soyayı metheden yazılarıma da kulak tıkar, olur biter. Tutkunu olduğum soya için bile kimseye zorlama yapacak değilim. Yine de, bir gün bir yakınına soyadan bir derman geleceğini düşünürse, en son kişi olarak beni de arayabilir. “Soya için her şeye değer” deyip, geçmişi unutarak yardımcı olmaya çalışırım.

    Sağlıklı günler dileğiyle, selamlar.

    Ahmet Nedim Nazlıcan

    YanıtlaSil